Bu değerlendirme, videonun yayımlandığı 16 Mayıs 2013 tarihindeki hukuki tartışmayı aktarmaktadır. Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, Mavi Marmara dosyasında devletler arasında görüşülen tazminatın ceza davasını sona erdirip erdirmeyeceği sorusuna cevap verdi. Arıtürk, tazminat talepleri ile ceza yargılamasının birbirinden farklı hukuki niteliklere sahip olduğunu vurguladı.
Açıklamanın merkezinde iki ayrı süreç bulunuyor: Mavi Marmara saldırısından zarar gören kişilerin maddi ve manevi kayıpları için ileri sürdüğü tazminat talepleri ile olay nedeniyle yürütülen ceza kamu davası. Arıtürk’e göre tarafların tazminat konusunda anlaşması mümkün olsa da bu anlaşmanın ceza davasını kendiliğinden ortadan kaldıracağı söylenemez.
Tazminat Davası ile Ceza Davası Aynı Süreç Değildir
Tazminat hukuku, zarara uğrayan kişinin kaybının giderilmesine odaklanır. Mağdur veya onun vekili, ileri sürülen tazminat miktarının karşılandığına kanaat getirirse karşı tarafla kendi iradesi doğrultusunda anlaşabilir. Bu anlaşma, tazminat talebinin sona ermesine veya ilgili hukuk davasının ortadan kalkmasına yol açabilir.
Ceza davasının amacı ise yalnızca bireysel zararın parasal karşılığını belirlemek değildir. Ceza yargılamasında isnat edilen fiilin suç oluşturup oluşturmadığı ve sanıkların ceza sorumluluğu bulunup bulunmadığı araştırılır. Bu nedenle iki süreç aynı olaydan kaynaklansa bile farklı hukuki kurallara ve farklı sonuçlara tabidir.
“Tazminat konusunda mağdurlar kendi iradeleriyle anlaşmak istiyorsa tazminat davaları ortadan kalkabilir. Ancak ceza davası bir kamu davasıdır.”
Tazminat Konusunda Belirleyici Olan Mağdurların İradesidir
Arıtürk, tazminat görüşmelerinde öncelikle mağdurların taleplerinin karşılanıp karşılanmadığına bakılması gerektiğini belirtti. Bir devlet tarafından önerilen ödemenin varlığı tek başına yeterli değil; zarar gören kişilerin bu teklifi kabul etmesi ve kendi özgür iradeleriyle anlaşmaya varması gerekiyor.
Mağdurların vekilleri aracılığıyla yürüttüğü hukuk süreci, onların hak ve taleplerine dayanıyor. Taraflar zararın karşılanması konusunda uzlaşırsa tazminat uyuşmazlığı sona erebilir. Ancak bu sonuç yalnızca özel hukuk ve tazminat boyutuna ilişkindir; ceza yargılamasının hukuki niteliğini değiştirmez.
Ceza Davası Kamu Adına Yürütülür
Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, ceza davasının kamu davası olması nedeniyle yalnızca mağdurların takibine bağlı olmadığını vurguladı. Kamu davası, bir suç işlendiği iddiasının toplum ve kamu düzeni adına araştırılmasını amaçlar. Bu nedenle dava Cumhuriyet savcısı tarafından takip edilir ve mahkeme tarafından hukuki bir sonuca bağlanır.
Mağdurların davayı takip etmekten vazgeçmesi veya tazminat konusunda anlaşması, açıklamanın yapıldığı tarihte Arıtürk’ün değerlendirdiği mevzuat çerçevesinde ceza davasını doğrudan sona erdiren bir işlem olarak görülmüyordu. Savcılık ve mahkeme, kamu davasını kendi görev ve yetkileri doğrultusunda yürütmek durumundaydı.
“Mağdurların davadan vazgeçmeleri veya takip etmemeleri bile kamu davasını sonlandırmaz.”
Devletler Arasındaki Görüşme Her Davayı Otomatik Olarak Kapatmaz
Programda yöneltilen soru, Türkiye ile İsrail arasında görüşülen tazminatın Mavi Marmara davasını kapatıp kapatmayacağıydı. Arıtürk, bu sonucun otomatik biçimde ortaya çıkacağını söylemenin mümkün olmadığını belirtti. Devletler arasında yürütülen diplomatik görüşmeler ile mahkemelerde devam eden farklı dava türleri kendi hukuki sonuçları içinde değerlendirilmeliydi.
Tazminat ödemesinin mağdurlar tarafından kabul edilmesi bireysel zararların giderilmesine ilişkin uyuşmazlığı çözebilir. Buna karşılık ceza kamu davasının sona ermesi, ilgili ceza muhakemesi kuralları ve yetkili yargı makamlarının işlemleri çerçevesinde ele alınması gereken ayrı bir konudur.
Savcılık Takip Etmeli, Mahkeme Sonuçlandırmalı
Arıtürk’ün 2013 tarihli açıklamasına göre Mavi Marmara ceza davası, Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen takip edilmesi ve mahkeme tarafından bir karara bağlanması gereken bir kamu davası niteliğindeydi. Bu nedenle tarafların yalnızca tazminat konusunda anlaşmasıyla dosyanın yargısal süreç dışında bırakılması mümkün değildi.
Buradaki temel ilke, ceza adaletinin bireyler arasındaki parasal uzlaşmadan farklı bir kamu sorumluluğu taşımasıdır. Ceza davasının nasıl sona ereceği, mağdurların tazminat tercihinden bağımsız olarak kanunda öngörülen usuller ve mahkemenin kararıyla belirlenir.
İki Hukuki Sonuç Birbirinden Ayrılmalı
Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk’ün açıklaması, aynı olaydan doğan tazminat ve ceza süreçlerinin kamuoyunda birbirine karıştırılmaması gerektiğini ortaya koyuyor. Tazminat anlaşması, mağdurların zararlarının giderilmesi bakımından önemli bir sonuç doğurabilir; ancak bu sonuç ceza sorumluluğu hakkında verilmiş bir yargı kararı değildir.
Bu nedenle Mavi Marmara dosyasında “tazminat ödendiğinde dava kapanır” şeklinde genel bir sonuca varmak, Arıtürk’ün o tarihte yaptığı hukuki değerlendirmeyle bağdaşmıyor. Özel hukuk talepleri tarafların iradesiyle çözülebilirken kamu davası savcılık ve mahkeme tarafından kendi hukuki zemini içinde sonuçlandırılmalıdır.