Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, ABD Başkanı Donald Trump’ın göçmen politikalarına karşı Kaliforniya’da büyüyen tepkilerin yalnız sınır dışı işlemlerine indirgenemeyeceğini söyledi.
Kaliforniya’nın tarihsel kökleri, güçlü Latin nüfusu, liberal siyasi kültürü ve göçmen emeğine dayanan ekonomik yapısının; merkezî yönetimin sert müdahalesine karşı daha geniş bir toplumsal gerilim ürettiğini anlattı.
Kaliforniya’nın Meksika’dan Gelen Tarihsel Hafızası
San Francisco, Los Angeles ve San Diego’nun 19. yüzyıldaki Meksika–ABD Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri’ne katılan bölgelerde bulunduğunu hatırlattı. İspanyolca şehir adları ve eyaletteki güçlü Latin nüfusu, bu tarihsel bağın bugünkü toplumsal dokudaki izleri.
ABD’nin baştan itibaren göçmenler tarafından kurulan bir ülke olduğunu söyleyen Arıtürk, göç tartışmasının bu gerçeklikten koparılmaması gerektiğini vurguladı.
Batı Yakası ile Merkezî Yönetim Arasında Siyasi Mesafe
Kaliforniya’nın demokratların güçlü olduğu, daha özgürlükçü ve liberal siyasi eğilimleriyle öne çıkan bir eyalet olduğunu belirtti. Trump yönetiminin politikalarına duyulan rahatsızlığın göçmenlik dışında da biriktiğini, son gelişmelerin bu gerilimi görünür hale getirdiğini söyledi.
- yaklaşık 40 milyonluk nüfus,
- Silikon Vadisi ve yüksek teknoloji üretimi,
- üniversiteler ve film endüstrisi,
- yüksek eğitim ve gelir düzeyi,
- göçmen emeğinin hizmet ve üretim sektörlerindeki ağırlığı.
Sınır Dışı Politikası Ekonomik Düzeni de Etkiliyor
Göçmenlerin Kaliforniya’daki iş gücü açığını önemli ölçüde karşıladığını belirten Arıtürk, geniş kapsamlı sınır dışı politikalarının yalnız kişileri değil hizmet ve üretim sektörlerinin işleyişini de etkileyebileceğini söyledi.
Bu nedenle sokaktaki tepkinin yalnız göçmen grupların protestosu değil, ekonomik ve sosyal sonuçlardan kaygı duyan daha geniş kesimlerin hareketi olabileceğini ifade etti.
Sert Müdahale Gerilimi Bastırabilir, Sebebi Ortadan Kaldırmaz
Kaliforniya’da bağımsızlık fikrini savunan küçük siyasi hareketlerin de bulunduğunu hatırlatan Arıtürk, mevcut gerilimin uygun bir siyasi mecra bulması halinde beklenmedik yönlere gelişebileceğini söyledi.
Merkezî yönetimin askerî güç kullanmasını olayların büyümesini engelleme isteğiyle ilişkilendirdi; ancak toplumsal zemini anlamadan yalnız baskıyla sonuç almaya çalışmanın yeni gerilimler doğurabileceği uyarısında bulundu.