İstanbul Sözleşmesi ve Değişen Toplumsal Yapıda Aile

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, aileyi koruyan anayasal ve medeni hukuk düzenini, 4320 sayılı Kanun’u ve İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin çekince ve çeviri tartışmalarını değerlendirdi.

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, aile hukukuna ilişkin kısa değerlendirmesinde Türkiye’deki koruma düzeninin tek bir metinden oluşmadığını; Anayasa, Medeni Kanun, aile içi şiddete ilişkin kanunlar ve uluslararası sözleşmelerin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

İstanbul Sözleşmesi tartışmasını da sözleşmenin amacı, Türkçe metindeki kavramlar ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca uluslararası anlaşmaların iç hukuktaki yeri üzerinden değerlendirdi.

Ailenin Korunması Anayasal Bir Sorumluluk

Anayasa’nın aileyi özel olarak koruduğunu hatırlatan Arıtürk, bu temel ilkenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda evlenme, boşanma, velayet, miras, hak ve sorumluluklara ilişkin ayrıntılı kurallarla tamamlandığını anlattı.

Bununla birlikte medeni hukukun genel hükümlerinin, aile içinde şiddet gören kadın, çocuk ve yaşlıları acil biçimde korumak için tek başına yeterli görülmediğini; bu ihtiyacın özel koruma kanunlarını doğurduğunu söyledi.

Şiddetten Koruma ile Aile Hukuku Aynı Şey Değil

Arıtürk, aile içi şiddeti önlemeye yönelik düzenlemelerin esas amacının mağduru korumak olduğunu; buna karşılık aile kurumunun bütün hak ve yükümlülüklerini düzenleyen Medeni Kanun’dan farklı bir işlev taşıdığını belirtti.

  • Anayasa’nın aileyi koruyan temel ilkesi,
  • Medeni Kanun’un aile ilişkilerine dair genel düzeni,
  • şiddet mağduruna hızlı koruma sağlayan özel tedbirler,
  • uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükler.

İstanbul Sözleşmesi’nin Kavramları Nasıl Okunmalı?

Konuşmasında sözleşmenin farklı birlikte yaşama biçimlerinde ortaya çıkan şiddeti de kapsadığını belirten Arıtürk, Türkçe sunumda bunun yalnız “ailenin korunması” metni gibi algılandığını savundu. Asıl metin ile Türkçe kavramsallaştırma arasında yorum farkı bulunduğu yönündeki eleştirisini dile getirdi.

Bu nedenle tartışmanın sloganlarla değil, sözleşmenin özgün hükümleri, resmî Türkçe metni ve uygulamadaki sonuçları karşılaştırılarak yürütülmesini istedi.

Uluslararası Sözleşmeye Taraf Olmanın Hukuki Sonucu

“Bir uluslararası sözleşmeye çekince koymadan taraf olduğunuzda, o metnin iç hukuktaki sonuçlarını da kabul etmiş olursunuz.”

Arıtürk, Türkiye’nin sözleşmeyi 2011’de çekince koymadan imzalamasını Anayasa’nın 90. maddesiyle birlikte değerlendirdi. İç hukukta ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların ulusal yargıdan sonra Avrupa insan hakları mekanizmalarına taşınabileceğini belirtti.

Sonuç olarak aile ve şiddet tartışmalarında amacın mağduru korumaktan geri adım atmak değil; hukuk metninin kapsamını, kavramlarını ve muhtemel sonuçlarını açık biçimde tartışmak olması gerektiğini savundu.