Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, Türkiye’de yargı reformu tartışmalarının yalnız güncel sorunlara ve yeni kanunlara sıkıştırılmasını yetersiz buluyor. Ona göre bugünkü yapıyı anlamak için sistemin tarihsel, yapısal ve sosyolojik köklerine bakmak gerekiyor.
Yüksek yargı başkanlarının farklı dönemlerde benzer sorunları tekrar tekrar dile getirmesini, teşhisin uzun zamandır bilindiği fakat kalıcı çözüm üretilemediği şeklinde yorumladı.
Aynı Sorular Neden On Yıllardır Tekrarlanıyor?
Arıtürk, adli yıl açılışlarında ve yüksek yargı konuşmalarında yıllar boyunca aynı başlıkların gündeme geldiğini hatırlattı. Yargı bağımsızlığı, geciken adalet, iş yükü ve nitelikli hukukçu ihtiyacı konuşulmasına rağmen sonuçların sınırlı kalmasının nedeni, sorunun yalnız görünen kısmına müdahale edilmesiydi.
“Temel problemin ne olduğunu ortaya koymazsak palyatif ve günübirlik çözümlerle yürümeye devam ederiz.”
Modern Mahkeme Sisteminin Fransız Kökeni
Bugünkü mahkeme örgütlenmesinin önemli köklerinden birini 18. yüzyıl sonundaki Fransız modelinde gören Arıtürk, bu sistemin Osmanlı döneminde Nizamiye mahkemeleri yoluyla hukuk düzenine girdiğini anlattı.
Bir süre geleneksel mahkemeler ile Nizamiye mahkemelerinin birlikte işlemesi, yalnız kurumların adını değil; hukuk anlayışını, meslek eğitimini ve yargısal kültürü de etkileyen ikili bir yapı doğurdu.
Kurumu Tanımadan Reform Yapılamaz
Arıtürk’e göre yüksek düzeyde hukukçuların dahi sistemin tarihsel kaynağını açıklamakta zorlanması, kurumsal hafıza eksikliğinin göstergesiydi. İthal edilen modellerin hangi toplumsal şartlarda benimsendiği bilinmeden yapılan reformlar, uygulamadaki davranış kalıplarını değiştiremiyor.
- mahkeme örgütünün tarihsel gelişimi,
- hâkim ve savcı yetiştirme modeli,
- toplumun adalet beklentisi,
- kurumların birbirleriyle kurduğu ilişki birlikte incelenmeli.
Kalıcı Çözüm: Mevzuat ile Kurum Kültürünü Birlikte Değiştirmek
Yeni bir düzenlemenin başarılı olması, yalnız metninin iyi yazılmasına bağlı değil. Reform; hukuk eğitiminden mesleğe kabul ölçütlerine, iş bölümünden etik standartlara ve denetim mekanizmalarına kadar bütünlüklü kurulmalı.
Arıtürk’ün tarihsel okuması, yargıdaki kronik sorunların tek bir dönemin hatası olarak görülemeyeceğini; çözümün de uzun vadeli ve kurumsal olması gerektiğini ortaya koyuyor.