HSYK Seçimleri ve Yargı Bağımsızlığı

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, HSYK seçimlerini yargı bağımsızlığı, çoğulculuk, liyakat ve vatandaşın adalete güveni bakımından değerlendirdi.

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, Bıçak Sırtı programında HSYK seçimlerinin yalnız hâkim ve savcıları ilgilendiren bir meslek içi yarış olmadığını; kararları doğrudan vatandaşın adalet duygusuna yansıyan kurumsal bir tercih olduğunu anlattı.

2010’daki anayasa değişikliğiyle oluşan beklentinin atama, terfi ve yüksek yargı seçimlerindeki uygulamalar nedeniyle zedelendiğini; çözümün yeni bir grup hâkimiyeti değil, çoğulcu, nesnel ve liyakate dayalı bir yargı düzeni olduğunu vurguladı.

HSYK Seçimi Neden Bütün Toplumu İlgilendiriyor?

Hâkim ve savcıların görev yeri, terfisi ve mesleki geleceği üzerinde etkili olan kurulun yapısı, mahkemelerin bağımsız karar verebilme ortamını belirliyor. Arıtürk’e göre yaklaşık on dört bin yargı mensubunun yaptığı seçim, sonunda dosyası mahkemeye gelen her vatandaşın hakkına temas ediyor.

Bu nedenle kurul üyelerinin kimliği kadar, seçim sisteminin farklı görüşleri temsil edip etmediği ve kararların denetlenebilir ölçütlere dayanıp dayanmadığı da önem taşıyor.

Yargı Vesayeti de Grup Tahakkümü de Kabul Edilemez

Arıtürk, geçmişte yargının siyaset üzerinde vesayet kurmasına da, sonrasında belirli yapıların yargı içinde örgütlenerek karar süreçlerini kontrol etmesine de aynı hukuk ilkesiyle karşı çıktı. Yargı, herhangi bir siyasi merkezin veya grubun aracı değil; Türk milleti adına bağımsız karar veren anayasal bir erk olmalı.

“Adalet mekanizmasının alternatifi yok.”

Aynı anlatım ve hatta aynı yazım yanlışlarını taşıyan kararların farklı mahkemelerden çıkmasının, kararların dosya başında bağımsız muhakemeyle kurulup kurulmadığı konusunda ciddi kuşku doğurduğunu söyledi.

Vatandaş Sabah Baskısından ve Teşhirden Korkmamalı

Hukuk devletinde kişi, hakkında somut delil bulunmadan sabaha karşı gözaltına alınma, basın önünde teşhir edilme veya özel hayatının hukuka aykırı kayıtlarla ifşa edilme korkusu yaşamamalı. Soruşturma yetkisi maddi gerçeğe ulaşmak için kullanılmalı; kişiyi peşinen suçlu göstermek için değil.

  • atama ve terfide açık liyakat ölçütleri,
  • farklı hukuk anlayışlarının kurulda temsil edilmesi,
  • kararlarda kişiye veya gruba göre değişmeyen nesnel standartlar,
  • masumiyet karinesi ve özel hayatın korunması.

Yargının Kendini Arındırma Sorumluluğu

Arıtürk, çözümü yargıyı dışarıdan daha fazla kontrol etmekte değil, mesleğin kendi içinde etik, ehliyet ve bağımsızlık ölçülerini güçlendirmekte gördü. Hâkim ve savcıların kişisel aidiyetlerinden sıyrılarak anayasa, kanun ve vicdani kanaatle hareket etmesi gerektiğini belirtti.

HSYK seçimlerinin gerçek değeri de bir grubun diğerinin yerini almasında değil; vatandaşın mahkemeye girdiğinde tarafsız, yetkin ve güvenilir bir yargıç bulacağına inanmasında ortaya çıkacak.