HDP Kapatılırsa Hukuki ve Siyasi Sonuçları Ne Olur?

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, HDP kapatma davasında kabul kararının anlamını, son çare ilkesini, şiddetle bağ iddiasını ve olası yaptırımları anlattı.

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, HDP hakkındaki iddianamenin Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmesinin davanın sonucunu belirlemediğini; bundan sonra iddia ve savunmanın esastan inceleneceğini söyledi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ileri sürdüğü ağır iddiaların, siyasi kanaatle değil somut olay, delil ve parti tüzel kişiliğiyle kurulabilen bağ üzerinden kanıtlanması gerektiğini vurguladı.

İddianamenin Kabulü Yargılamanın Başlangıcıdır

Kabul kararından sonra iddianame partiye gönderilecek, yazılı savunma alınacak ve gerekirse sözlü açıklamalar dinlenecek. Başsavcılığın esas hakkındaki görüşü ile partinin son savunmasının ardından Anayasa Mahkemesi nitelikli çoğunlukla karar verecek.

Bu aşamada mahkemenin kapatma yönünde karar verdiği söylenemez. Kabul, yalnızca iddianamenin yargısal incelemeye elverişli bulunduğunu gösterir.

Şiddetle Bağ İddiası Açık Delille Kurulmalı

Başsavcılığın, parti yöneticilerinin söz ve eylemlerinin şiddeti desteklediğini ve bu faaliyetlerin partiye mal edilebildiğini ileri sürdüğünü aktardı. Kapatma yaptırımının tartışılabilmesi için bu ilişkinin örtülü varsayımla değil denetlenebilir delille gösterilmesi gerekiyor.

Bir parti mensubunun bizzat silahlı eyleme katılması şart değil; ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ölçütlerine göre demokratik düzene yönelik gerçek ve yakın tehlike somut olayın şartları içinde ortaya konulmalı.

Parti Kapatma Demokratik Düzen İçin Son Çare Olmalı

“Siyasi partiler çoğulculuğun temel taşıdır; kapatma ancak demokratik düzeni korumak için son çare olduğunda düşünülebilir.”

Anayasa’da hazine yardımının kısmen veya tamamen kesilmesi gibi daha hafif yaptırımlar da bulunuyor. Mahkeme, isnat edilen fiillerin ağırlığını, sürekliliğini ve güncelliğini değerlendirerek kapatmadan daha ölçülü bir çözümün yeterli olup olmadığını incelemeli.

Kapatma Kararı Kişisel Ceza Mahkûmiyeti Değildir

Siyasi parti kapatma davasının kendine özgü anayasal bir denetim olduğunu belirten Arıtürk, olası kararın milletvekilleri hakkında otomatik ceza mahkûmiyeti yaratmayacağını söyledi. Kişilerin ceza sorumluluğu ayrı soruşturma ve yargılamalarda belirlenmeli.

Böylece hem siyasi örgütlenme özgürlüğü korunabilir hem de gerçekten suç işleyen kişiler parti tüzel kişiliğinin arkasına saklanamaz.