Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, Habertürk Manşet’te FETÖ ile mücadeleyi olağanüstü yetkilerin uzatılması, hukuk güvenliği ve devletin kurumsal hafızası bakımından değerlendirdi.
Terör tehdidinin ciddiyetini kabul ederken, kalıcı çözümün sürekli olağanüstü yönetimde değil; tehdidi erken aşamada tespit edip olağan hukuk içinde etkisizleştirebilen kurumlarda olduğunu söyledi.
Olağanüstü Yetkinin Gerekçesi Açıkça Anlatılmalı
Olağanüstü hal rejimlerinin savaş, yaygın şiddet, büyük afet veya ağır ekonomik kriz gibi belirli tehlikeler için öngörüldüğünü hatırlatan Arıtürk, temel haklara daha yoğun müdahale imkânı veren yetkilerin ancak gerçek ve açıklanabilir bir ihtiyaçla savunulabileceğini belirtti.
Güvenlik kurumlarının kamuoyuyla paylaşamayacağı bilgiler bulunabilir; ancak böyle bir durumda dahi hükümet, düzenlemenin neden gerekli olduğunu ve hangi sınırlar içinde kullanılacağını mümkün olduğu ölçüde açıklamalı.
Olağan Hukukta Zaten Güçlü Araçlar Var
Terör örgütünün kullandığı şirketlere, mal varlığına veya kamu görevlilerine ilişkin tedbirlerin Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ceza muhakemesi hükümleri çerçevesinde mahkeme kararlarıyla uygulanabildiğini anlattı.
“Asıl olan olağanüstü yönetim değil, olağan yönetimdir.”
Arıtürk’e göre yargı denetimi, güvenlik mücadelesini zayıflatan bir engel değil; yanlış bilgi, keyfî işlem ve haksız suçlamaları ayıklayarak mücadeleye meşruiyet kazandıran güvencedir.
Hukuk Güvenliği Ekonomik Güvenin de Temelidir
Mal varlığına ve özgürlüğe idari tasarrufla müdahale edilebildiği algısı, yalnız bireysel hakları değil Türkiye’ye duyulan ekonomik güveni de etkiliyor. Öngörülebilir hukuk düzeni, yatırımcı için de vatandaş için de aynı temel ihtiyacı karşılıyor.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin olağanüstü dönemler için çizdiği sınırlar ve uluslararası yargı denetimi de düzenleme yapılırken hesaba katılmalı.
Örgütler İsim Değiştirir; Kurumsal Bağışıklık Kalıcı Olmalı
FETÖ’nün uluslararası bağlantıları bulunan ve uzun yıllar boyunca devlet içinde gizlenmiş bir yapı olduğunu belirten Arıtürk, benzer tehditlerin gelecekte farklı adlarla ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.
- kamuya girişte liyakat ve güvenilir denetim,
- kurumlar arasında kaybolmayan bilgi ve tecrübe,
- hukuka uygun erken müdahale mekanizmaları,
- iftirayı ve toplumsal kutuplaşmayı önleyen adil soruşturma,
- vatandaşın demokratik ve hukuki bilincini güçlendiren eğitim.
Mücadeleyi yalnız kolluk ve yargının görevi saymayan Arıtürk, devletin bütün unsurlarının ve toplumun ortak bir hukuk kültürü geliştirmesi gerektiğini vurguladı.