Çok Sayıda Suç Kaydı Olanlar Nasıl Sokakta Kalıyor?

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, çok sayıda suç kaydı bulunan kişilerin sokakta kalmasını infaz sistemi, hızlı yargılama ve kolluk yetkileri açısından değerlendirdi.

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, polis memuru Şeyda Yılmaz’ın öldürülmesinin ardından gündeme gelen “26 suç kaydı” tartışmasını yalnız kolluk tedbiri üzerinden değil, ceza yargılaması ve infaz sisteminin bütünü üzerinden ele aldı.

Bir kişinin kaydındaki sayı kadar, bu dosyaların neden sonuçlandırılamadığına, verilen cezaların nasıl uygulandığına ve tehlikelilik değerlendirmesinin dosya özelinde yapılıp yapılmadığına bakılması gerektiğini söyledi.

“26 Kayıt” Sorusunun Arkasında İnfaz Sorunu Var

Suç kaydı ifadesinin mahkûmiyet, devam eden soruşturma veya başka bir yargısal işlem anlamına gelebileceğini hatırlatan Arıtürk, salt sayı üzerinden hüküm kurulmasını doğru bulmadı. Buna karşılık sistemin aynı kişi hakkında biriken dosyalara rağmen etkili sonuç üretememesi ciddi bir kamu güvenliği sorunu.

Cezaevlerinin kapasitesini sürekli artırmak tek başına çözüm değil. Asıl ihtiyaç, fiille orantılı cezanın gecikmeden, öngörülebilir ve gerçekten uygulanır hale gelmesi.

Ceza Yalnız Ağır Değil, Kesin ve Zamanında Olmalı

Failin yakalanacağını, savcılık ve mahkeme önüne çıkacağını, yargılamanın makul sürede biteceğini ve verilen yaptırımın uygulanacağını bilmesi caydırıcılığın temelidir. Sürekli yeni suç tipi veya daha ağır ceza ilan etmek, uygulamadaki gecikme ve belirsizlik giderilmedikçe beklenen sonucu üretmez.

  • dosyaların makul sürede sonuçlandırılması,
  • kişinin geçmişi ve somut tehlikesinin ayrı ayrı değerlendirilmesi,
  • tutuklama ve adli kontrol kararlarının gerekçelendirilmesi,
  • infazın kararın anlamını ortadan kaldırmayacak biçimde uygulanması.

Önleyici Kolluk ile Adli Kolluk Ayrılmalı

Suçu henüz gerçekleşmeden önlemeye çalışan kolluk görevi ile suçtan sonra savcı adına delil toplayan adli kolluk görevinin farklı uzmanlık ve sorumluluklar gerektirdiğini belirtti. Bu iki işlevin aynı yapı içinde belirsizleşmesi, hem soruşturmanın niteliğini hem de sahadaki karar anını zayıflatıyor.

Savcıya bağlı, uzmanlaşmış ve kurumsal hafızası bulunan adli kolluk yapısı; delilin doğru toplanmasını, görevin sınırlarının bilinmesini ve sorumluluğun izlenebilmesini kolaylaştırır.

Polise Açık Yetki, Uygulamalı Eğitim ve Etkin Yargı

Polisin güç kullanma yetkisinin hangi koşullarda ve hangi ölçüde kullanılacağı, soyut tartışmalarla değil somut olaylara ilişkin açık içtihat ve tekrar eden uygulamalı eğitimle öğretilmeli. Meşru müdahaleden sonra belirsiz soruşturma korkusu yaşanması da ölçüsüz güç kullanımının cezasız kalması da hukuk devletiyle bağdaşmaz.

“Yargılamayı en kısa zamanda yapıp bütün hataları, ihmalleri, doğruları ve yanlışları ortaya koymalıyız.”