Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, TV100’de yayımlanan Güne Bakış programında 6 Ocak 2021’deki ABD Kongre baskınını, Amerikan kurumlarının dayanıklılığı ve toplumdaki tarihsel ayrışmalar üzerinden değerlendirdi.
Olayın yalnız güvenlik zafiyeti değil; güçlü kabul edilen bir demokratik sistemin, kutuplaştırıcı siyaset karşısında ne ölçüde zorlanabileceğini gösteren bir sınama olduğunu söyledi.
İçerideki Demokrasi ile Dış Politikadaki Demokrasi Ayrımı
Arıtürk, ABD’nin demokrasi anlayışını iki ayrı düzlemde ele aldı: kendi yurttaşları için kurduğu anayasal düzen ve diğer ülkelere yönelik dış politika pratiği. İç hukukta hak ve özgürlükleri korumaya çalışan kurumların, dış politikada aynı ölçüleri her zaman uygulamadığını belirtti.
Bu ayrım, bir ülkenin demokratik niteliğinin yalnız kurumlarının adıyla değil, ilkelerini içeride ve dışarıda tutarlı uygulamasıyla ölçülmesi gerektiğini gösteriyor.
Kölelik ve Irkçılık Geçmişi Bugünün Gerilimlerinde Yaşıyor
ABD toplumundaki siyah-beyaz ayrımının ve göçmenlere yönelik eşitsizliklerin tarihsel köklerine değinen Arıtürk, toplumsal hafızanın bir günde değişmediğini söyledi. Kongre baskını sırasında görülen öfkeyi de bu birikmiş kimlik ve sınıf gerilimlerinden bağımsız okumadı.
Federal yapı içindeki eyalet farklılıkları, vergi ve temsil tartışmaları da siyasi kutuplaşmayı derinleştiren başlıklar arasında yer alıyor.
Güçlü Kurumlar da Popülist Baskıyla Sınanabilir
“Kurucu anayasa ve güçlü kurumları olan bir devletin, popülist bir lider altında ne kadar zorlanabileceğini gördük.”
Arıtürk, Trump sonrasında oluşan siyasi hareketin tek bir seçimle ortadan kalkacağı kanaatine katılmadı. Çok yüksek oy alan bir liderin çevresinde oluşan toplumsal tabanın, kişi görevden ayrılsa bile siyaset üzerinde etkisini sürdürebileceğini ifade etti.
Bu nedenle demokratik güvenceyi yalnız seçim sonucunda değil; iktidarın barışçıl devri, bağımsız yargı, yasama denetimi ve kamu kurumlarının kurala bağlılığında aramak gerekiyor.
Küresel Güç Değişimi ve Türkiye
Dünya siyasetindeki ekonomik ve teknolojik ağırlığın giderek Asya’ya kaydığına işaret eden Arıtürk, ABD’deki iç gerilimlerin küresel sistem üzerinde de sonuçları olacağını öngördü.
Türkiye’nin bu dönüşümü kısa vadeli memnuniyet veya karşıtlık üzerinden değil; kurumlarını güçlendiren, öngörülebilir ve kendi uzun vadeli menfaatlerini gözeten bir devlet politikasıyla izlemesi gerektiği sonucuna vardı.