Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, kamuoyunda “gizli fon” olarak bilinen davayı değerlendirirken kişisel güven ilişkisiyle yapılan para teslimi ile hukuken bankacılık işlemi sayılan işlem arasındaki farkı açıkladı.
Bir şube müdürünün banka çalışanı olması, onun yaptığı her kişisel işlemi otomatik olarak bankaya yüklemiyor. Sorumluluğun belirlenmesi için yetki sınırı, işlem kaydı, kurumsal görünüm ve bankanın denetim yükümlülüğü birlikte incelenmeli.
Önce İşlemin Bankacılık İşlemi Olup Olmadığı Belirlenmeli
Gerçek bir mevduat veya yatırım işleminde para hesaba girer, işlem sistemde görünür ve müşteriye banka kaydıyla uyumlu belge verilir. Dosyada ise para teslimlerinin nakit yapıldığı, özel notlara dayandığı ve banka hesaplarında karşılık bulmadığı iddiaları öne çıkıyor.
Arıtürk’e göre mahkeme önce bu maddi akışı ortaya çıkarmalı: Para kime, nerede, hangi sıfatla verildi; kurumsal sisteme girdi mi ve banka bu işlemden haberdar olabilecek durumda mıydı?
Şube Müdürünün İki Ayrı Sıfatı Var
“Bir şube müdürü bankayı ancak kendisine verilen temsil ve ilzam yetkisinin sınırları içinde temsil eder.”
Şube müdürü, görev alanındaki işlemlerde bankanın temsilcisi; yetkisi dışında ve kişisel menfaatle hareket ettiğinde ise kendi fiilinden sorumlu bir kişi olabilir. İş unvanı, bu iki sıfat arasındaki ayrımı tek başına ortadan kaldırmaz.
Bununla birlikte banka, çalışanının kurumun mekânını, güvenini veya imkânlarını kullanarak oluşturduğu görünümden haberdar olabilecek ve önleyebilecek durumda mıydı? Kurumsal sorumluluk bu denetim sorusuyla birlikte değerlendirilmeli.
Kayıt ve Dekont Neden Belirleyici?
Banka işlemlerinin güvenliği yalnız sözlü güvene değil, birbirini doğrulayan hesap hareketi ve belgelere dayanır. Olağan dışı yüksek getiri vaadiyle birlikte resmî dekont ve hesap kaydının bulunmaması, yatırımcının işlemi doğrulamasını gerektiren güçlü bir uyarıdır.
- paranın hangi hesaba girdiği,
- belgenin bankanın sistemiyle doğrulanıp doğrulanmadığı,
- işlemin yetkili ürün ve prosedürlere uyup uymadığı,
- kurum içi denetimin olağan dışı hareketi fark edip etmediği.
Mağduru Suçlamadan, Kurumu Peşinen Sorumlu Tutmadan
Tecrübeli veya yüksek gelirli kişilerin de güven ilişkisi içinde aldatılabileceğini belirten Arıtürk, mağdurların davranışının tartışılabileceğini fakat bunun dolandırıcılık iddiasını ortadan kaldırmayacağını söyledi.
Aynı şekilde, banka çalışanının sanık olması da bankanın hukuki sorumluluğunu peşinen kanıtlamaz. Ceza sorumluluğu, tazminat sorumluluğu ve kurumsal denetim eksikliği ayrı delil ve ölçütlerle karara bağlanmalı.