Av. Doç. Dr. Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, Habertürk TV’deki değerlendirmesinde Türkiye’de yargı sisteminin temel sorunlarını tarih, eğitim, mesleki kariyer ve ihtisaslaşma başlıkları üzerinden ele aldı. Güncel tartışmaların ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Arıtürk, adalet sisteminin yalnızca yeni kanunlarla değil, nitelikli hukukçu kaynağı ve güçlü kurumlarla iyileştirilebileceğini anlattı.
Adalet Devletin Varlık Şartıdır
Arıtürk konuşmasına Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig eserindeki devlet, toplum ve adalet ilişkisini hatırlatarak başladı. Güçlü bir devlet için ekonomik refaha, refah için de doğru kanunlara ve adil bir düzene ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
“Adalet, devletin temelidir.”
Bu nedenle adaleti tesis edemeyen bir devletin varlık sebebinin zedeleneceğini söyleyen Arıtürk, Türkiye’de yakıcı bir yargı sorunu bulunduğunu ancak bu sorunun yalnızca bugüne ait olmadığını vurguladı.
Yıkıp Yeniden Yapmak Yerine Sistemi Restore Etmek
Yargı tartışmalarının tarihsel geçmişi bilinmeden günlük ve çoğu zaman yüzeysel değerlendirmelerle çözüm üretilemeyeceğini belirten Arıtürk, “reform” kavramına bu nedenle mesafeli yaklaştığını söyledi. Türkiye’nin tarihsel tecrübesi ve mevcut birikimiyle sistemi bütünüyle yıkmadan, kendi kültür ve hukuk geleneğine uygun biçimde yeniden yapılandırabileceğini ifade etti.
İlk Öncelik Hukuk Eğitimi
Arıtürk’e göre yargının en temel problemi hukuk eğitimidir. Programın yayımlandığı 2023 yılı itibarıyla çok sayıdaki hukuk fakültesinin her yıl binlerce öğrenci kabul ettiğini, bazı öğrencilerin yeterli akademik kadroyla karşılaşmadan mezun olduğunu belirtti. Bu mezunların avukat, hâkim veya savcı olarak sisteme katılmasının doğrudan yargının niteliğini etkilediğini söyledi.
Hukuk fakültelerinin sayı ve kalite bakımından yeniden değerlendirilmesini, eğitim kadrolarının güçlendirilmesini ve mezuniyet sonrasında da sürekli mesleki gelişimin zorunlu hâle getirilmesini önerdi.
Hâkim ve Savcılar İçin Kademeli Kariyer Sistemi
Yeni mezun bir hukukçunun doğrudan ağır ceza veya ticaret mahkemesi gibi uzmanlık gerektiren bir yerde görevlendirilmesini eleştiren Arıtürk, hâkimlik ve savcılıkta aşamalı bir kariyer planı kurulması gerektiğini belirtti. Mesleğe başlayanların önce temel görev alanlarında tecrübe kazanmasını, ardından eğitim ve kıdemle ihtisas mahkemelerine geçmesini önerdi.
Coğrafi Teminattan Önce Kürsü Güvencesi
Arıtürk, bir hâkimin yalnızca görev yaptığı şehir bakımından korunmasının yeterli olmadığını; asıl ihtiyacın belirli bir süre aynı mahkemede görev yapmasını sağlayan kürsü güvencesi olduğunu söyledi. Vatandaşın, avukatın ve davanın taraflarının dosyaya bakacak hâkimin öngörülebilir bir görev süresine sahip olduğunu bilmesi gerektiğini vurguladı.
Tarihsel Bir Model: Görev Sonrası Yeniden Eğitim
Osmanlı dönemindeki kadılık uygulamasından örnek veren Arıtürk, hâkimlerin belirli bir görev süresinin ardından yeniden eğitime dönerek sahadaki tecrübelerini aktardığını ve bir sonraki göreve hazırlandığını anlattı. Günümüzde de Adalet Akademisi üzerinden benzer bir sürekli eğitim modeli kurulabileceğini; ihtisas mahkemesine atanacak hâkimin ilgili mevzuatı, akademik literatürü ve yüksek mahkeme kararlarını göreve başlamadan önce tamamlaması gerektiğini belirtti.
İhtisaslaşma Avukatları da Kapsamalı
Yargının yalnızca hâkim ve savcılardan oluşmadığını hatırlatan Arıtürk, avukatların da ceza, ticaret ve aile hukuku gibi alanlarda uzmanlaşmasını sağlayacak bir sistem önerdi. Baroların ihtisas birimleriyle yeniden örgütlenmesinin, vatandaşın alanında yetkin bir avukata ulaşmasını kolaylaştıracağını ifade etti.
Arıtürk’e göre alanında uzman avukat, hâkim ve savcının birlikte yer aldığı bir yargılama; hem daha hızlı hem daha etkili hem de daha güvenilir bir adalet sistemi oluşturacaktır.