Av. Doç. Dr. Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, 15 Aralık 2022’de Habertürk TV’de yayımlanan Haber Hattı programında Ekrem İmamoğlu hakkında verilen mahkûmiyet kararını ceza hukuku ve kanun yolu süreci bakımından değerlendirdi. Arıtürk, kesin bir hukuki sonuca varılabilmesi için sözün kime yöneltildiğinin, hangi şartlarda söylendiğinin ve dosyanın bütününün birlikte incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Hakaret Suçunda Muhatap ve Bağlam Birlikte Değerlendirilmeli
Arıtürk, tartışılan ifadenin Yüksek Seçim Kurulu üyelerine yöneltildiğinin kabul edilmesi hâlinde hakaret suçunun gündeme gelebileceğini; ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirtti. Söylemin muhatabı, önceki açıklamalar, olayın gelişimi ve konuşmanın bütünü değerlendirilmeden sağlıklı bir sonuca ulaşılamayacağını ifade etti.
Tahrik ve Olayın Psikolojik Şartları
Ceza hukukunda karşılıklı hakaret ve tahrik gibi durumların ayrıca dikkate alınması gerektiğini söyleyen Arıtürk, iptal edilen bir seçimin ardından yapılan açıklamanın ortaya çıktığı şartların göz ardı edilemeyeceğini belirtti. Bir ceza verilecekse konuşanın içinde bulunduğu ortamın ve ruh hâlinin de cezaya etkisinin tartışılması gerektiğini ifade etti.
Arıtürk’e göre mahkeme, tahrik bulunduğu sonucuna varırsa bunu cezanın ağırlaştırılması için değil, indirim ve bireyselleştirme hükümleri bakımından değerlendirmeliydi. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme veya adli para cezası gibi seçeneklerin neden uygulanmadığının gerekçede açıkça gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Alt Sınırdan Uzaklaşmanın Gerekçesi Olmalı
Mahkemenin cezayı alt sınırın üzerinde belirleyebileceğini ancak bu tercihin somut ve denetlenebilir bir gerekçeye dayanması gerektiğini belirten Arıtürk, sözün bir mitingde planlı biçimde söylenmesiyle bir gazetecinin sorusuna verilen anlık cevabın aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
Bilimsel Görüşler Bağlayıcı Değil, Fakat Tartışılmalı
Dosyaya sunulan hukukçu görüşlerinin mahkemeyi bağlamadığını hatırlatan Arıtürk, buna rağmen ceza hukuku alanındaki akademisyenlerin hazırladığı mütalaaların kararda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mahkemenin dosya kapsamını, olayların gelişimini ve failin kişisel şartlarını birlikte ele almasının ceza muhakemesinin temel gereği olduğunu belirtti.
Karar Kesinleşmeden Görev ve Adaylık Sona Ermiyor
Yayının yapıldığı tarihte kararın henüz kesinleşmediğini vurgulayan Arıtürk, istinaf ve şartları oluşursa Yargıtay aşamalarının tamamlanması gerektiğini anlattı. İlk derece kararının tek başına belediye başkanlığı görevini sona erdirmediğini ve derhâl siyasi yasak sonucu doğurmadığını ifade etti.
Dosyanın kanun yolu takviminin mahkemelerin iş yüküne ve davanın öne alınıp alınmamasına göre değişebileceğini belirten Arıtürk, bu nedenle hukuki süreç ile siyasi tartışmanın birbirinden ayrılması gerektiğinin altını çizdi.