Darbeyle Mücadelede Yargının Rolü

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, 27 Mayıs örneği üzerinden darbelerde yargının araçsallaştırılmasını ve bağımsız hukukçu yetiştirmenin önemini anlattı.

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, Darbelerle Mücadele Yöntemleri Sempozyumundaki sunumunda 27 Mayıs darbesini, Yassıada yargılamalarını ve yargının darbeye meşruiyet üretmek için kullanılmasını ele aldı.

“Anayasanın ihlalinden hâkimlerin cinayetine: 27 Mayıs örneği” çerçevesindeki konuşması, yalnız darbecilerin sorumluluğuna değil; iradesini güce teslim eden hukukçuların ve akademisyenlerin rolüne de odaklandı.

Anayasa, Çoğunluğun Gücünü de Sınırlar

Arıtürk’e göre anayasa, yasamanın ve yürütmenin sınırsız davranmasını engelleyen; devletin yetkilerini insan hakları ve kuvvetler ayrılığı aracılığıyla sınırlayan üstün hukuk metnidir. Aynı zamanda farklı toplumsal kesimler arasındaki varoluşsal gerilimleri yatıştıran bir mutabakat işlevi görür.

“Anayasalar, yurttaşları yurttaşların temsilcilerine karşı korumak için ortaya çıkmış üstün bir hukuki müessesedir.”

Sivil Siyasetin Hataları Darbeye Meşruiyet Vermez

1950’lerin sonundaki hukuk dışı uygulamaları ve siyasi gerilimi hatırlatan Arıtürk, sivil siyasetin hatalarının darbeyi haklı çıkarmayacağını vurguladı. Hukuk ihlallerinin cevabı yine hukuk içinde verilmeli; silahlı müdahale halk egemenliğini ortadan kaldıran yeni ve daha ağır bir ihlaldir.

27 Mayıs’ın sonraki dönemlere bıraktığı en tehlikeli miras, sivil siyaset vesayet kurumlarının çizdiği sınırdan çıktığında yönetime el konabileceği düşüncesiydi.

Yassıada’da Yargı Bir Meşruiyet Aracına Dönüştürüldü

Yüksek Adalet Divanı adıyla kurulan yapının doğal hâkim ilkesine ve ceza hukukunun evrensel güvencelerine aykırı olduğunu belirten Arıtürk, yargılamaların bağımsız bir mahkeme faaliyeti değil, darbenin sonucunu onaylayan bir gösteriye dönüştüğünü söyledi.

  • doğal hâkim ilkesinin ihlali,
  • geçmişe yürüyen ceza düzenlemeleri,
  • savunma hakkının etkisizleştirilmesi,
  • hâkim ve savcı iradesinin darbe yönetimine bağlanması.

Bu nedenle yalnız idam edilen siyasetçilerin değil, hukukun araçsallaştırılmasına katılanların da toplumsal hafızada yer alması gerektiğini savundu.

Bir Daha “Mutemet Hâkim” Yetiştirmemek

Darbelerle kalıcı mücadelenin yalnız geçmişi kınamakla sağlanamayacağını belirten Arıtürk, güçlü muhakeme yeteneğine ve hür iradeye sahip hukukçular yetiştirilmesini temel hedef olarak gösterdi.

  • kendi diline ve hukuk tekniğine hâkim,
  • toplumun tarihini, kültürünü ve ahlakını bilen,
  • ulusal ve uluslararası hukuku güncel biçimde izleyen,
  • düşüncesini yazılı ve sözlü olarak cesaretle açıklayabilen,
  • adalet uğruna mücadeleyi mesleğinin merkezine koyan hâkim ve savcılar.