Demokrasiyi Yaşatmak İçin Ayrışmadan Uzlaşmaya

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, yeni anayasa arayışını toplumsal sözleşme, tarihsel kurumlar ve yönetilebilir bir denge-denetleme sistemi üzerinden değerlendirdi.

Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, anayasa tartışmalarının ele alındığı panelde başarılı bir anayasanın dışarıdan kopyalanan kurallar bütünü değil; toplumun tarihsel birikimiyle evrensel hukuku buluşturan gerçek bir sosyal sözleşme olması gerektiğini söyledi.

Yeni anayasa arayışının geçmişi bütünüyle reddetmeden, farklı dönemlerde edinilen tecrübeyi geleceğe taşıması; özgürlük ve güvenliği korurken ülkeyi yönetilebilir kılan etkili denge-denetleme mekanizmaları kurması gerektiğini vurguladı.

Anayasa Herkesin İçine Sinen Bir Sosyal Sözleşmedir

Arıtürk, anayasanın yalnız devlet organlarının görevlerini yazan teknik bir metin olmadığını; toplumdaki her kişinin özgürlüğünü, güvenliğini ve ortak yaşam düzenini kuran temel sözleşme olduğunu belirtti.

Başarılı örneklerin, başka ülkelerden aynen ithal edilmek yerine toplumun değer yargılarını, tarihsel müktesebatını, çağdaş düşünceyi ve evrensel hukuku birlikte taşıdığını söyledi.

Tarihsel Kurumları İnkâr Etmeden Yenilemek

Eski Türk devletlerinden Selçuklu ve Osmanlı’ya uzanan yönetim geleneğinde günlük siyaseti yürüten makamlarla devletin uzun vadeli menfaatlerini temsil eden makamlar arasındaki ilişkinin farklı biçimlerde korunduğunu anlattı.

İngiliz dönüşümünün geçmişteki kurumların bir bölümünü koruyup bir bölümünü yenileyen yaklaşımıyla Fransız Devrimi’nin eski düzeni bütünüyle tasfiye eden yaklaşımını karşılaştırdı. Türkiye’nin anayasa serüveninde ikinci anlayışın etkisinin daha güçlü olduğunu belirtti.

Kendi İnisiyatifini Kullanmayan Topluma Başkaları Yön Verir

“Devletler arası ilişkiler sevgi ilişkisi değil, menfaat ilişkisidir.”

1839, 1856 ve 1876’daki anayasal gelişmelerin önemli ölçüde dış baskılarla şekillendiğini hatırlatan Arıtürk, bir toplum kendi sorununu tespit edip çözme iradesini zamanında kuramazsa dış aktörlerin o boşluğa müdahale edeceğini söyledi.

Bu nedenle yeni anayasa, dışarıdan gelen modele göre değil; Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarını açık biçimde tartıştığı, geniş katılımlı ve özgür bir süreçte hazırlanmalı.

Yönetilebilirlik ile Denge ve Denetim Birlikte Kurulmalı

1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarıyla sonraki değişikliklerin her birini Türkiye’nin anayasal hafızasının parçası olarak değerlendirdi. Bu deneyimlerden hareketle iktidarın ülkeyi yönetebilmesini sağlayan, fakat yetkiyi denetimsiz bırakmayan çağdaş bir sistem kurulmasını önerdi.

  • toplumun tarihsel ve kültürel birikimi,
  • evrensel hak ve özgürlük standartları,
  • işleyen bir yönetim modeli,
  • yasama, yürütme ve yargı arasında etkili denge-denetleme,
  • gelecekteki krizleri öngören açık kurallar.