Av. Doç. Dr. Ramazan Arıtürk, Kırım Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada 1993–1995 yılları arasında Kırım’da geçirdiği iki yılın hayatında bıraktığı derin izleri ve bu tecrübenin kendisine kazandırdığı “vatan bilinci”ni anlattı.
Kırım’a gidişinin tamamen bir tevafuk sonucu olduğuna değinen Arıtürk, dönemin önemli isimlerinden rahmetli Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın Kırım Türklerinin zor durumunu fark etmesiyle birlikte Türkiye’den bir koordinatör gönderilmesi kararı alındığını; kendisinin de genç yaşta bu görev için önerildiğini aktardı.
Hukuk fakültesinden yeni mezun olduğu dönemde, hem eğitim faaliyetleri hem de sivil toplum çalışmalarında aktif rol aldığı için bu göreve getirildiğini belirtti.
“Hiç bilmediğim bir toprak, ama sanki kalbimin beni çağırdığı bir yerdi”
Arıtürk, Kırım’da geçirdiği ilk günlerden itibaren hem eğitim hem dini hizmetler hem de insani yardım faaliyetlerinde aktif rol üstlendiğini dile getirdi.
Türkiye’den gelen yardımların dağıtılmasından, yıkılan camilerin yeniden inşasına kadar birçok alanda görev aldı; Büyük Onlar Milli Mektebi’nde Türkçe ve din dersleri verdi, Cuma ve bayram namazlarını kıldırdı.
O dönemde çok sevdiği bir gazeteci abisinin tavsiyesiyle günlük tuttuğunu söyleyen Arıtürk, yıllar sonra bu defterleri bir gün tesadüfen bulup yeniden okuyunca kitabı **“Vatan Yahut Kırım”**ı kaleme almaya karar verdiğini belirtti.
“Kırım bana yalnızca görev değil, yeni bir ruh kazandırdı”
Konuşmasında o yılların kendisi için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Arıtürk:
“Kırım’a bir şey vermek için gittim, ama ondan çok daha fazlasını Kırım bana verdi.
Vatanın ne olduğunu, vatansızlığın ne demek olduğunu, dilin, dinin ve kültürün kıymetini orada anladım.”
dedi.
“Bir ezanın özgürlüğü için yüzlerce insan toplandı”
Arıtürk, hayatında unutamayacağı bir anıyı da paylaştı.
Bir kış günü Büyük Onlar Milli Mektebi’nde ilk kez hoparlörle ezan okunacağı duyulunca çevre köylerden yüzlerce insanın toplandığını söyledi.
Soğuk havaya rağmen bebeklerini alıp gelen ailelerin tek isteği, çocuklarının bir kez olsun özgürce okunan bir ezanı duymasıydı:
“O ezanı ağlayarak okudum. O gün, özgürlüğün ve vatanın ne demek olduğunu bir kez daha anladım.”
“Bir elmanın paylaştırıldığı vatan hasreti”
Arıtürk ayrıca Kırımlı bir öğretmenin anlattığı hatırayı da aktardı:
Sürgünden dönen bir askerin Kırım’dan gizlice birkaç elma alıp Özbekistan’a götürdüğünü, sürgündeki ailelerin ise bu elmaları “vatan kokusu” diye pirinç tanesi kadar parçalara ayırarak çocuklarının ağzına koyduğunu söyledi.
Bu hikâyenin kendisini derinden sarstığını belirten Arıtürk:
“Bir parça elmanın bile ‘vatan’ diye paylaşıldığı o ruhu gördükten sonra, bu kitabı yazmanın bir sorumluluk olduğunu anladım.”
dedi.
“Kırım’da bulduğum şey, yalnızca hatıra değil; bir kimliktir”
Kırım’da edindiği tecrübelerin hayatının geri kalanını şekillendirdiğini söyleyen Arıtürk, kitabına gösterilen ilgiden de memnuniyet duyduğunu belirtti.
Okuyucuların “Bu kitapta vatanın anlamını öğrendim” ifadeleriyle geri dönüş yaptığını aktardı.
This post was just what I was looking for. You’ve helped me take my work to the next level!
Thank you! I’m passionate about the subject and love sharing what I learn.
Wow, you’ve outdone yourself! This post is packed with useful tips and advice.